« Önceki |

25/3/2008

HAKİKİ MUHABBET NEDİR?

Biribirlerine kırılan iki arkadaştan biri, uzun bir aradan sonra diğerinin kapısını çalar.

-Kim o? diye seslenir içerdeki.

-Benim, der kapıyı çalan.

-Burada ikimize birlikte yer yok, diye cevap verir öbürü.

Aradan uzunca bir zaman geçer... Yeni bir umutla tekrar çalar sevdiği arkadaşının kapısını.

-Kim o? diye sorar yine içerdeki.

- Sen'im, der bu sefer. Ve kapı sonuna kadar aralanır.

Hz. Mevlânâ da;

"Birisinin kalbinde taht kurmak, sevgisini kazanmak istiyorsanız, öylesine sevmelisiniz ki, benliğinizi bırakıp âdeta o olmalısınız" diye anlatır hakiki muhabbeti.

25/3/2008

Ah mine-l Aşk

Fuzûlî, Kays'ın bütün aşkını yüreğine yükleyip hasret çadırında sevda çilesini doldurttuğu Leyla'ya bir gece muma hitaben şöyle dedirtir:

"Gel ey gözü bağlı, bağrı dağlı; başı karalı, ayağı bağlı!
Gel seninle ikimiz hem-nefes olalım ve yanan bağrının sırlarını söyleşelim.
Nedir seni bunca ağlatan dert ve benzini sarartıp içini kavuran elem?
Baştan ayağa nedir bu yanmak?
Durmadan gönül derdine boyanmak?
Aslın ne ola ki; hayat suyun ateşten yaratılmıştır?
Her an yangınlardasın; hem ateşe boğuluyorsun, aynı anda hem suya!
Ey seher kuşu, ne sihirler yapmaktasın ki, ateşin suyundan daha keskindir?
İşte vefada ben sana benzemekteyim; hatta belki vefam senden nice kat ziyadedir.
Çünkü ey kalbi eriyen, sen her gece yanıyorsun; bense her gece ve gündüz yanıyor ve eriyorum.
Üstelik sende ah etmek de yoktur ama bende var!
Senin için ne hoştur meclislerde yaşlar döküp içindekileri açığa vurmak.
Üstelik senin gönlündeki, dilindedir daim.
Ya ben ne yapayım, ney gibi inleyip dururken?
Ben öyle her olur olmaz ile yoldaşlık edemem; başımı kesseler, sırrımı söylemem.
Şimdi sana söyleyecek olsam derdimi, dayanamazsın, yanmaktan helâk olursun.
İçin için yanan bu sırra benim gönlüm bile zor dayanırken, onu sana söyleyecek olsam ahımın ateşiyle kül olmaz mısın sanıyorsun?
Bu vakitler, yanılıp yenildim de bu derdi o dildara söyledim. Ne çare bana yoldaş olmadı.
Bu derde dayanamayıp sahralara düştü, kaçtı, uzaklaştı gitti. Onun için şimdi acılarımı senin yanında da açmayayım ki, sen de tıpkı o sevgili gibi kaçıp gitme benden."

İskender Pala (Ah mine-l Aşk)

23/3/2008

VusLat yakınken...

 

Bu şehirde büyüdü bir bir
hasret selviLeri...
hüzün çöktü ışık hüzmeLErine...
kaLabaLıkLara küstü yalnızlık..
SevgiLiye sesLenen sesLer
göLgesinde kaLdı firakın...
vusLat arandı şefkatLe bakan her gözde
ama
nafiLe..
Aradım Sen'i
yetimLErin hıçkırıkLarında...
sordum Sen'i
Çıkmaz sokakLAra..
Sordum umutsuz aşıkLara
"Gitti" dediLer...
Büktüm dudakLarımı
gittin mi sahiden?
bıraktın mı Sana uzanan eLLEri
VusLatı erteLedin mi başka baharLara...
Yoksa kırgın mı nazLı yüreğin,
buğuLu mu gözLerin
"kardeşLerim" dedikLErine...
GeL ey SevgiLi!
GeL ki can buLsun SevdaLar!
GeL canLara sur ufLenmeden...
GeL soLmadan güLLer geL...
GeL kıyametim geLmeden...
GeL vusLatım yakınken...
GeL....

23/3/2008

Doksan Dokuz Sıfatına Kurban Olduğum Rabbım

Soz verdım Rabbım sana...


Zincirlere vursalarda bu bedenı
Gurbet ele sureselerde beni
Yolları taslarla,kayalarla da doldursalarda
Doksan dokuz sıfatına kurban olduğum Rabbım
Hep Allah dıyecegım...



Sozumu unutmam ıcın bu yolda
Gozlerımı dagnasalar gormeyeyım dıye
Kanımı akıtsalarda vazgeceyım dıye
Doksan dokuz sıfatına kurban olduğum Rabbım
Hep Allah dıyecegım...



Allah dıyerek cıktım yola
Bu yolda olmek gururdur bana
Basım dık,onur duya duya
Doksan dokuz sıfatına kurban olduğum Rabbım
Hep Allah dıyecegım...



Ve
Bır gun yolun sonu benım ıcın geldıgınde
Sonu gelen yolun baslatacagı ebedı yolda
Melekler gelıp yanı basıma sual sordugunda
tek ızdırabım...tek acıyan yanım...
Senın karsına hakkıyla ıman edemeden
gelmektır
Tek korkum,tek huznum
Allah dıyebılmem ıcın yeterlı amele sahıp olamamdır



Doksan dokuz sıfatına kurban olduğum Rabbım
Omrumuzu âhiret hesabına hayırla Doldurmamızı Nasıp et!
Bize vahyini okuma ve elimizden geldiğince
Yaşama imkânı lütfet!
Bızlerı hakkıyla ıman edenlerden 
Eyle!

16/3/2008

Ey/Sevgili(m)

Ey sevgili gönlümün tek sahibi Selam olsun sana

Ey Allahın "habibim" hitabına mazhar olan sevgili(m)

Ey şu garibin yüreğinin sahibi

Ey sevilen tek /sevenin/çok olan sevgili

Sen oka-dar çok seviyorum ki

Ey şu uçsuz bucaksız karalığım sahibi

Ay yüzlü sevgili sana yangın bu yürek

Sensiz yapamıyor yaşayamıyor

Ey Bilal’in sevginisini renk tanımayan sevgili

Ey Kainatın tek yaradılış sevgilisi

Sana olan duygularımı yazmak bana oka dar zor geliyor ki

Sanma ki hiç sevgim olamadığından

Aksine teneke yüreğimin oka dar çok sevgisi var ki

ahh birde anlata bilsem ahh bide satırlara dökebilsem..

Ama şunu bil Ey Gúl/Efendim benim sevgim sana

Anca bu iki kelime içerisine sığdırdım

"~seni seviyorum~"...

 

(acizane yürekten 16/3/ikibin sekiz /21:31)